Kova, sohbet önem kazanmaya başladığı anda ortadan kaybolmasıyla tanınır. Bunun nedeni mutlaka hissetmemesi değildir; birinin karşısında hissetmek, ona hareket alanını kaybetmek gibi gelebilir. Bir duygunun içinde kalmadan önce dışarı çıkması, ona bakması ve dayanabileceği bir açıklama bulması gerekir.
Dışarıdan bakıldığında bu hareket soğukluk gibi görünür. İçeriden bakıldığında ise çoğu zaman temkinlilik gibi hissedilir.
Bu bir kehanet ya da tüm Kovalar için kesin bir tanım değil. Bu, bir örüntüye bakmanın bir yolu: Başına geleni, ancak yeterince mesafe aldıktan sonra çok iyi anlayan kişinin örüntüsüne.
Hissetmeden önce anlaması gerekir
Bazı insanlar bir duyguyu anlatırken fark eder. Bazıları ise onu adlandırabilecek hale gelene kadar içinde tutar. Kova genellikle ikinci grupta yer alır: Hissettiğini bir fikre dönüştürür, bir mantık arar ve ancak ondan sonra ne kadarını paylaşmak istediğine karar verir.
Bunun avantajı açık. Başkalarının yalnızca aciliyet gördüğü yerde nüansları görebilir. Her dürtüye tepki vermez ve olan biteni düzenleyen bir bakış açısı bulmayı genellikle başarır.
Sorun, anlamanın hissetmeye izin vermenin şartına dönüşmesiyle başlar. Bazı şeyler bir açıklamayla gelmez. Bir huzursuzluk, bir çelişki ya da henüz kendini iyi ifade edemeyen bir ihtiyaç olarak gelir. Kusursuz bir teoriye sahip olmayı beklerse, yaşananları anlatmaya başladığında belki de her şeyi çoktan tek başına atlatmak zorunda kalmıştır.
Mesafe bir araçtır
Mesafe koymak kötü değildir. Bazen düşünmediğin bir şeyi söylemeni ya da korkuyla karar vermeni engelleyen tam olarak budur. Örüntü uzaklaşmakta değil, geri dönmemektedir.
Kova geri çekildiğinde önemli bir duyguyu yeniden kazanır: Hâlâ kendisine ait olma duygusunu. Bu yüzden bağımsızlığını bu kadar korur. Kendisini dinleyemeden önce bir sohbetin, ilişkinin ya da duygunun onun yerine karar vermesini istemez.
Başkaları hâlâ orada olup olmadığını tahmin etmek zorunda kaldığında bu mesafe koruyucu olmaktan çıkar. Karşı tarafta bekleyen kişi içeride yaşanan süreci göremez. Yalnızca sessizliği görür.
Onu sevenlerin görmediği şey
Kendini açıklayabildiği için teselliye ihtiyacı yokmuş gibi görünebilir. Gürültü çıkarmadığı için canı yanmıyormuş gibi. Olan biteni neredeyse klinik bir netlikle anlattığı için her şeyi geride bırakmış gibi.
Ama bir yarayı analiz edebilmek, onu atlatmış olmakla aynı şey değildir.
Bazen kendi kendine yetmek, tanıklara ihtiyaç duymamanın da bir yoludur. Kimse karmaşık tarafını görmezse kimse onu yanlış anlayamaz, reddedemez ya da sana karşı kullanamaz. Bu, daha zarif bir adla anılan yalnızlığa dönüşene kadar etkili bir stratejidir.
Kendi gözlemcin olmanın bedeli
Kendine dışarıdan bakmak, örüntüleri fark etmene yardımcı olur. Her zaman dışarıdan yaşamak ise seni deneyimin kendisinden uzaklaştırır. Bazı sohbetlere bir sonuçla gelmen gerekmez; her şey çözülmeden önce oraya varman yeterlidir.
Bu haftanın sorusu, başkalarına daha çok bağımlı olup olmaman gerektiği değil. Daha küçük ve daha somut bir soru:
Paylaşabilmek için onu kusursuzca açıklamak zorunda olmasaydın neyi farklı hissederdin?
Belki bağımsızlık, hiç kimseye ihtiyaç duymamak değildir. Belki de kendine ait olmaktan vazgeçmeden kiminle birlikte olacağını seçebilmektir.
Bu hafta Tisbo'da henüz bir sonucu olmayan bir yanıt yazmayı dene. Doğru cümleyi bulmak için değil. Kendine bu kadar uzaktan bakmak zorunda olmadığında neyin ortaya çıktığını görmek için.
